Tv servisi konusunda güvenilir, hızlı doğru ve kaliteli çözümler üretmeyi vizyon edinen Kadırga Akustik Tv 30 yıla aşkın verdiği tecrübe ve alanında uzmanlaşmış kadrosu ile İstanbul'da hizmetinizde. Orjinal yedek malzeme kullanmanın verdiği avantaj ve kadromuzun uzmanlığı ile 1 yıl garanti veriyoruz.



Herhangi bir arıza durumunda yapmanız gereken

Avrupa yakası için : 0212 585 27 56
Avrupa yakası için : 0212 585 2744
Anadolu yakası için: 0216 201 2906

Gsm: 0 (553) 607 80 33

numaralı çağrı merkezimizi aramak.

Çağrı merkezi yetkilisi problemi not alıp ilgili birimin sizle irtibata geçmesini sağlar.



















Tv servisi konusunda uzman teknik personelimiz ile yapacağınız görüşmede problemi tam anlamak için bazı kontroller yapmanız istenebilir.

Eğer problem telefon desteği ile çözülemiyor ise gezici teknik servisimiz arızalı Tvnızın yerinde onarımı için gereken olası bazı yedek malzemelari temin edip kapınıza kadar gelir. Sorunun en doğru ve hızlı şekilde çözümü için alternatifleri ile beraber önerilerini sunar. Sizin onayladığınız çözüm kapsamında arıza hızla giderilir.



Sizlere daha hızlı hizmet verebilmek için sürekli olarak servis ağımızda iyileştirmeler ve geliştirmeler yapmaktayız. Bu kapsamda görüşleriniz bizim için önemlidir. Lütfen tüm görüş ve önerileriniz çağrı merkezime bildirin. Bildirdiğiniz tüm çağrılar uzman kadromız tarafından büyük bir titizlikle incelencektir. İş modeli olarak kaliteli hizmeti hızlı ve uygun fiyatla sunmayı benimsemiş olan firmamız sizlere daha iyi hizmet verebilemk için geniş bir orjinal yedek parça stoğu bulundurmaktadır. Garantili Maltepe Kadırga Akustik Tv Hizmeti Kadırga Akustik Tv ticaret olarak siz değerli müşterilerimize daha iyi hizmet vermek için sürekli değişim ve dönüşüm içerisindeyiz. Bu kapsamda Maltepe bölgesindeki Gadırga Akustik Tv ürünlerinin servis hizmeti 1 yıl garantili olarak verilir. Servis Hizmetimiz itina ile yapılır. Bizi denemeden farkı göremezsiniz.

Masal Oku

akrobat zurafa masali
Handadır handa, bir kara manda,
Üç yüz yaşındaydım evvel zamanda.
Mavi çadır gerilmiş, duydum pazar kurulmuş
  Vurdum karıncaya palanı, 
  Kırk yerinden bağladım kalanı
  Sardım sırtına seksen sekiz çuval soğanı,
  Vardım pazara.
  Vay ne pazar, ne pazar, güzeller üryan gezer.
  Kırlangıçlar terzi, köpekler kalaycı, tilkiler tüccar.
  Buldum bir köşe, başladım işe.
  Soğan, sarımsak satarken,
  Terazimin kolu kırıldı, bir güzele bakarken.
  Kurbağa kanatlandı, gitti gelin getirmeğe. 
  Gelin çıktı çardağa, çat yerleşti bardağa.
  Masaldır bunun adı, dinlemekle çıkar tadı

  İstanbul Gülhane Parkı’ndaki hayvanat bahçesinde zürafalar için oldukça geniş bir yer ayrılmıştı. Burada anne ve baba zürafa ile iki yavru zürafa kalıyordu. Onlar gün boyu geziyorlar, ziyaretçiler de onları seyrediyordu. Anne ve baba zürafa yıllardır burada bulundukları için durumu kabullenmişler,
bu hayata alışmışlardı. Fakat yavru zürafaların canı çok sıkılıyordu. Devamlı olarak babalarına “ Babacığım, bizler burada daha ne kadar zaman kalacağız? Bizleri masallarda anlattığın o güzel yerlere ne zaman götüreceksin? “ diye sitem ediyorlardı.
  Bir gün yavru zürafalardan biri baba zürafaya şöyle bir soru sordu:
“ Babacığım, bizler buralara nasıl geldik, kimler getirdiler? “
Bunun üzerine baba zürafa:
“ Bundan yıllar önce, buralardan çok uzaklarda yaşamış dedeniz Akrobat zürafayı anlatacağım sizlere “ dedi. “ O zaman anlayacaksınız buralara nasıl geldiğimizi. Zürafalar hep uzun boylu, boyunlu olurlar, fakat dedeniz doğduğunda da küçükmüş. Yıllar geçmiş, yaşı büyümüş, boyu büyümemiş. Yaşının büyümesiyle birlikte onun kalbindeki özlem daha da büyümüş. Çünkü o, bir sirk yıldızı olmak istiyormuş. Yaşadığı çevrede tıkılıp kalmak, dar bir kısır döngü içinde ömür törpülemek ona göre değilmiş. Akrobat zürafa bu büyük hedefine ulaşabilmek için yaşadığı ormanda gösteriler düzenlemeye başlamış. Orman hayvanları Akrobat zürafanın gösterilerini ilgiyle karşılamışlar, onun yaptığı hayvan taklitlerini zevkle seyretmişler.
  Günlerden bir gün ormana avcılar gelmiş. Bu avcılar yakaladıkları hayvanları hayvanat bahçesine götüreceklermiş. Bir tepenin üzerine çıkıp dürbünle çevreyi gözleyen avcılar karşıdaki düzlükte Akrobat zürafayı gösteri yaparken görmüşler. Akrobat zürafanın hayranlık uyandıran hareketlerini, enfes dönüşlerini seyreden avcılar, onun tam bir hokkabaz olduğunda karar kılmışlar. Gösteri bittikten sonra Akrobat zürafayı yakalamak için iz sürmeye başlamışlar. Akrobat zürafa hemen anlamış takip altında olduğunu. Bu durum onu hiç şaşırtmamış. Çünkü zirveye giden yolda önüne bir takım yol ayırımlarının çıkacağını biliyormuş. Olanı biteni en ince ayrıntılarına kadar düşünüp planını yapmış. Eğer plansız, programsız hareket ederse istenmeyen, üzücü olaylar ortaya çıkabilirmiş. Avcıların niyetini kesin olarak bilmek olanaksızmış.
  Sonunda avcılar Akrobat zürafayı bir bataklığın yakınlarında kıstırmışlar. Sazlıkta yarım daire şeklinde ilerleyen avcılar, Akrobat zürafayı yakalamayı umdukları yerde yeller estiğini görmüşler. Akrobat zürafanın ayak izleri bataklığın kenarında yok oluyormuş. Aslında bu durum planın bir bölümünü oluşturuyormuş. Akrobat zürafa avcıların takibinden kurtulmak için daha önceden oraya sakladığı bir ağaç kütüğüne binerek uzaklaşmış. Ertesi gün avcıların konuşmalarını saklandığı yerden dinleyen Akrobat zürafa yakalandığı takdirde hayvanat bahçesine götürüleceğini öğrenmiş. Dört ayağı üstünde hoplayarak ortaya çıkmış ve avcıların hayret dolu bakışları altında iki perende atmış, daha sonra kurt gibi uluyup aslan gibi kükremiş. Bildiği bütün numaraları birbiri peşi sıra sergilemiş ve alkışlar arasında gösterisini tamamlamış.
  Akrobat zürafa hayvanat bahçesine getirilince bu bölüme konmuş. Fakat o burada da boş durmamış, gösterilerine devam etmiş. Bu arada annemle birbirlerine gönül vermişler. Aradan zaman geçmiş, ben doğmuşum. Küçüklüğümü hatırlıyorum da şu demir parmaklıkların arkası Akrobat zürafayı görmeye gelen insanlarla dolardı. O da gün boyu bıkmadan, usanmadan gösterilerini sürdürürdü.
 Yavrularım, bu hayvanat bahçesine yılın belli tarihlerinde uluslar arası bir sirk gelir. Sirk kurulurken sirkin sahibi parkta gezmeye çıkmış. Buradaki kalabalığı görünce ne olduğunu merak edip sokulmuş. Bir süre Akrobat zürafayı seyrettikten sonra onun dünya çapında bir yetenek olduğuna karar vermiş ve yüksek bir ücret karşılığında sirke transfer etmiş. O, ele geçirdiği bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesini bildi. Bir iki provadan sonra sahneye çıktı. Görülmemiş bir başarı sapladı. Gittiği her yerde on gün kalan ve geceleri bir gösteri sunan sirk, bücür zürafayı kadrosuna almasıyla birlikte seyirci patlamasına uğradı ve günde dört beş gösteri sunar hale geldi. Sirkin o yıl bir ay kaldığını unutmadan söyleyeyim.
 Ertesi yıl sirk geldiğinde babam Akrobat zürafa buraya uğradı. Beni, annemi ve arkadaşlarını görmeye gelmişti. Çok sevindik. Yanımızda iki saat kadar kaldı. Pek çok ülkede gösteriler sunduklarını, gittikleri her yerde yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını anlattı. Sirk yıldızı olmak istemiş, bunun için yıllarını vermiş, sonsuz gayret göstermiş ve sonunda başarmıştı. Mutluydu. Şimdi anladınız mı yavrularım, buralara nasıl geldiğimizi, kimlerin getirdiğini? “
 Yavru zürafalar sanki ağız birliği etmişlerdi aynı sözü söylemek için: “ Evet anladık babacığım, hem de çok iyi anladık “ dediler ve birbirlerine bakarak kıkır kıkır güldüler.
  Ortada reddedilmez bir gerçek vardı. Azmin başaramayacağı hiçbir şey olamazdı. Yeter ki gerçekten istenmeliydi. Tutar koparırdın. İdeal kiminin düşüncesinde bir tutku olarak kendiliğinden ortaya çıkardı. Kimi de başarılı birini örnek alarak onun izinden giderdi. İşte yavru zürafalar Akrobat zürafanın açtığı yoldan yürüdüler, onun izinden gittiler. Akşamları gökyüzüne dikkatle bakarsanız yıllar sonra birer yıldız olacak iki yavru zürafanın göz kırptıklarını görürsünüz.
  
 Masal oku yazarak youtoube videolarını çocuklarınıza izletmeyiniz, çocuklarla direk iletişim halinde olmanız  pedagojik açıdan faydalı olacaktır. Akrobat Zürafa Masalını umarım beğenmişsinizdir.

Bir masal sitemize destek vermek isterseniz www.facebook.com/birmasaloku facebook sayfamızı beğenip yorumlar atabilirsiniz.Bu uzun masal sizler için derlenmiş olup masal ile ilgili düşünce ve önerilerinizi lütfen yorum bölümünden bizlere yazınız.Keloğlan masallarından derlenmiştir 
  

Masal Arşivi


Google Plus